Bu Blogda Ara

24 Temmuz 2021 Cumartesi

Türklerde Negatif Seleksiyon

Hitler’ in zulmünden kaçarak ülkemize sığınan ve üniversitelerimizde görev alarak Türk Akademik Yaşamına unutulmaz hizmetler veren yüzlerce Alman profesör vardır [1]. Bu hocaların en önde gelenlerinden olan ekonomi profesörü Prof. Fritz Neumark'dir . Prof. Fritz Neumark Türkiye'de iktisat öğreniminin gelişmesinde ve gelir vergisi yasalarının hazırlanmasında önemli katkıları olan Yahudi asıllı Alman iktisatçıdır. 1900'de doğdu. 1936'da Hitler Almanyasından Türkiye'ye göç ederek, İstanbul Üniversitesi'ne öğretim üyesi olarak katıldı.1952 yılı başına kadar Türkiye'de kaldı. Üniversitede, maliye ve iktisat dersleri verdi. Türkçe olarak çok sayıda eser yayınladı. Türk üniversitelerinde halen görevli bulunan çok sayıda iktisat ve maliye öğretim üyelerinin hocasıdır. Türkiye'den ayrıldıktan sonra Frankfurt Üniversitesinde uzun yıllar görev yapan ve rektörlüğünde bulunan Neumark, kamu maliyesi alanında milletlerarası kuruluşlarda görev yapmış ve vergi alanındaki incelemeleri yönetmiştir [2]. Seneler sonra, Almanya Hitler faşizminden kurtulduktan sonra, ülkesine dönüyor ve dönerken de bizim gazetecilerle bir sohbet toplantısı gerçekleştiriyor. Bu toplantıda bir gazeteci de Neumark’a “bunca sene Türkiye’de kaldıktan sonra bu ülkeyi nasıl özetlersiniz?” gibi bir soru yöneltiyor. Neumark’ın yanıtı son derece kısadır: “Negatif seleksiyon” [3,5]

Bundan yaklaşık Zülfü Livaneli hala aynı şeyleri anlatan bir gazete makalesi yayınladı "Tersine elek (negatif seleksiyon) Türkiye'nin değişmez kuralı oldu." [6]


Referanslar

1- http://www.gazetekadikoy.com.tr/yasam/modanin-multeci-alman-profesorlerinbsp-h15208.html

2-https://tr.wikipedia.org/wiki/Fritz_Neumark

3-https://www.star.com.tr/yazar/drogba-ve-negatif-secisler-yazi-918599/

4- https://dergipark.org.tr/tr/pub/mbdd/issue/42789/517050

5- https://www.karamandauyanis.com/yazarlar/osman-nuri-kocak/negatif-seleksiyon/353/

6- https://www.gazetevatan.com/yazarlar/zulfu-livaneli/uzulme-ofkelenme-sadece-anla-18363

19 Temmuz 2021 Pazartesi

İyiye İyi Kötüye de Kötü Diyebilmeliyiz


"İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle, buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle (ona karşı kin ve nefret beslesin). Bu ise imanın asgarî gereğidir." ”

[ Müslim, Îmân, 78]

Allah’ın Emirlerine Muhalif Fiil ve Hareketde Bulunan ve de Bunları Etrâfa Yaymaktan Çekinmeyen Kişilerin Bu Hareketlerinden Bahsedip Onları Halka Tanıtmak ise Sevâptır.

Zirâ Ahâli Onların Kötü Amellerinden Sakınmış Olur. Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Şöyle Buyurur; Kötü Ahlâklıları Kötü Ahlâkları ile Tanıtınız ki, Ahâli Onlardan Sakınsın!

[Tenbîhü’l-Gâfilîn, Cilt 1, Sayfa 183.]


İyi ve kötü insana aynı değeri vermek doğru değildir...Bu suretle birinciyi iyilikten soğutur ikinciyi kötülük yolunda cesaretlendirirsiniz

Hz.Ali


Hatalı işlere karşı susmak yasaktır. O zaman konuşmak ibâdet sayılır.

Dr.Münir Derman (k.s.) 

Dr. Münir Derman 1910 yılında Trabzon’da doğdu. Baba tarafından büyük dedesi Kafkasya’dan Şeyh Şâmil. Ana tarafından büyük dedesi Ahmet Ziyâeddin Gümüşhanevî 

https://dergi.diyanet.gov.tr/makaledetay.php?ID=9126

14 Temmuz 2021 Çarşamba

Bilgisizlik Sözleşmesi

Bilgisizlik sözleşmesi kavramı, Güney Afrika üzerine araştırmalar yapan Melissa Steyn’in ülkede 40 yılı aşkın bir süre siyahlara kan kusturan Apartheid rejimine sessiz kalan sıradan Afrikalıların tavrını tarif etmek amacıyla kullanmış bir kavramdır. Rejimler toplumları manüple edebildikçe vatandaşların suskunluğuna ihtiyaç duyar. "Bilgisizlik sözleşmesi" işte bu sessiz çoğunluğun gönüllü körlüğüne, cehaletine dayalı yazılı olmayan bir mutabakattır. Yapılanlara aktif katılımınızı gerektirmez, itaat etmenizi yani itaatsizlik yapmamanızı talep eder sadece; görmezden gelmek kafidir. Karşılığında düzenin tüm avantajlarından nemalanır, susturulmuş vicdanın rahatlığıyla yaşayıp gidersiniz. Bu zümrelerin gücü, ellerindeki silahlı güçten değil, kendileriyle iş birliği yapan / sessiz kalan halktan aldıklarını söyleyebiliriz. 

Almanlar bunu şöyle hicvetmişler; Eğer 1 Nazi ile aynı masada oturup ona karşı tek laf etmeyen 10 Alman varsa, masada 11 Nazi var demektir. Kısaca “Bilgisizlik sözleşmesi” yapılan tüm yolsuzluklara, haksızlıklara, adaletsizliğe rağmen bunu görüp de ses çıkarmayanları da suça ortak eden gizli bir sözleşme gibidir.

Bununla ilgili dünya literatüründe de çokça tarif bulabilirsiniz. Aziz Nesin der ki “Söylediklerimiz kadar sustuklarımızdan da sorumluyuz.”

Sustuğunuz her haksızlıktan sorumlusunuz., “o kadarını yapmaz ya” dediğiniz her sefer için sorumlusunuz.., apolitik ya da vurdumduymaz tavrınız yüzünden cesaretlenen cehaletten sorumlusunuz.

Dr. Münir Derman der ki "Hatalı işlere karşı susmak yasaktır. O zaman konuşmak ibâdet sayılır". Dr. Münir Derman 1910 yılında Trabzon’da doğdu. Baba tarafından büyük dedesi Kafkasya’dan Şeyh Şâmil. Ana tarafından büyük dedesi Ahmet Ziyâeddin Gümüşhanevî'dir.

"Zulmü yapanla zulme uğrayanın dışında kalanlar, ellerine fırsat geçince kendilerinin de zulüm yapma heveslerini içlerinde taşıdıkları için, zulmün kullandığı kuvvete çok defa hayran olurlar.” Nurettin Topçu

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” Hz. Muhammed.

27 Haziran 2021 Pazar

Hakikat Sonrası Çağda Türkler

East Anglican Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada 15 farklı ülke ve kültürden insanlara 100 dolar ödüllü bir müzik sınavı gönderiliyor. Bazı sorular basit fakat bazıları o kadar zor ki birinden (veya internetten) yardım almadan bilmeniz imkansız. Katılanlara yardım alamayacakları da tembihleniyor.

Buna rağmen en çok yüzde yüz doğru cevap kitapçığı Türkiye’den geliyor. Sonuç çok net: Ya hepimiz birer müzik dahisiyiz ya da bildiğin yalancıyız. Araştırmacılar ikincisinde karar kılmış. ( Araştırma: https://goo.gl/xMPMRg )

Aşağıdaki harita farklı ülkelerde bireyler arası güven endeksi aynı sonucu tekrarlıyor. Bu konuda pek benzerimiz yok gibi. (Kaynak: https://goo.gl/Z09M7J)


Bizi aldatan bizden değildir //Hz. Muhammed


Ralph Keyes Hakikat Sonrası Çağ: Günümüz Dünyasında Yalancılık Ve Aldatma adlı kitabında şöyle diyor



Buradan da anlaşılıyor ki bu kötü işleri yapanlar değil zarar görmek el üstünde tutulacaklar. Bir ceza görmeyecekler, maddi, manevi bir zarar görmeyecekler, hapse atılmayacaklar. Aksine fayda görecekler.

Nurettin Topçu diyor ki

“Hizmetine ömrümü harcadığım memlekette, dostlarım kalmadı gibi bir şey. İnsanın düşkünlüğünü, sefaletini bilirdim ama ruh sefaletinin bu kadar karanlığını görmemiştim. İnsan diye emek verdiklerimin hemen hepsi de ruh ve mana mefhumuna yabancı, menfaat kölesi bir takım haşerelermiş. Ahlâksızlığın ummanı olan bu Şark’ı, yaşadıkça tanıyorum. Burada insanı fenerle arayanlar yanılmamışlar. ‘Müslüman’ız diyen insan yığını’ yok mu? Onlar, Şark’ın en aşağı tabakasını teşkil ediyor. Yaşanan şekliyle Müslümanlık Şark’ı bitirmiş. Buraya artık ne ilim girer, ne ahlâk, ne de Allah uzanır bunlara…
Bunların önce her şeyi bırakıp, insanlık devrine girmeleri lâzım…”




26 Haziran 2021 Cumartesi

Doğrudan Korkan Topluluklar

Bazı zaman dilimlerinde toplumlar ve toplumları oluşturan insanlar doğrulardan korkar. Bu nasıl olur? diye soracaksınız. Lût kavminin Hz. Lût’a söylediği şu sözü Kur'an haber veriyor: “Çıkarın şunları kentinizden/yurdunuzdan. Bunlar temizlik ve dürüstlükte aşırı derecede titizlik gösteren insanlar.” (A’raf, 82; Neml, 56)

Buna benzer dönemlerden birini de Hz. İsa yaşamıştır. Merak edenler BARABBAS hadisesini araştırabilir.

Bu zamanlarda dürüst olanlar, kirlenmekten kaçanlar, adalet ve liyakate riayet edenler iki kere yara alır:

1-Zaten halk bu tür adamları sevmeyecektir

2-Kariyer veya ticari olarak rekabet ettiği rakipleri bu özelliklerini kötü olarak pazarlayacaktır

İşi olan herkes  dürüst olanlar, kirlenmekten kaçanlar, adalet ve liyakate riayet edenlerin mesleğinde çok iyi olduğunu bildiği halde veya  dürüst olanlar, kirlenmekten kaçanlar, adalet ve liyakate riayet edenlerin yönettiği, sahibi olduğu şirketin ürünlerinin en iyisi olduğunu bildiği halde uzak durur. 


Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler. Hz Muhammed (SAV) (Taberâni, XXIII, 314)




Sistem Defoları

Bir toplum düşünün ki adını koymasa bile bir kast sistemi fiili olarak çalışıyor. Toplumun %10 u ekonomik olarak %90 ınından ayrılıyor.  Toplumun neredeyse tamamı dünyadaki yerini önemsemiyor, ülkedeki rant ve kast sisteminde %10 a dahil olma derdinde.

Ülkenin en iyi kurum ve kuruluşunda çalışan en üst düzey yöneticilerin bile dünyadaki benzer şirketlerde benzer pozisyonlardaki kişilerle rekabet edebilecek bilgi birikimi, yayın, ürettiği ve global ölçekte yayınladığı makale, yazı, hatta sosyal medyada mesleği ile ilgili magazinsel konular haricinde ömrü boyunca global değere sahip birkaç paylaşım bile yok ve kimse resme böyle bakmadan ülke ve toplum ortalamasını üzerinde maaş ve kazanç ile kendini değerliymiş gibi hissediyorsa bu topluma ne denebilir? 

Herkes bir hayat felsefesinin arkasında ömür tüketiyor, felsefesinin en iyisi olduğunu düşünüyor ama ben ne ürettim? İnsanlığa faydam ne? Topluma faydam ne? diye sormuyor. Birileri sorsa da para kazanıyorum, çocuklarıma iyi bir gelecek hazırlıyorum, iyi bir eğitim aldırıyorum, kendi hayat felsefemi onlara aşılayıp başka ellere geçmesini engelliyorum der. Aslında hayvanların bile çocuklarına ellerindeki en iyi imkanları sarf ederek belli bir dönem baktığını düşünmez ve kıyas yapmaz. Eğer bir işletme sahibi ise onlarca, yüzlerce çalışanın evine ekmek götürmesine vesile oluyorum der. Ama eğer bir bankası varsa yurt dışından temin ettiği kredilerle aslında yapancı ve rakip toplumlara para kazandırırken ucundan da çalışanlarına koklattığı gerçeğini görmezden gelir, eğer bir emlakçı ise katma değere mi yoksa ranta mı çalıştığını bile sorgulamaz, hatta ev yapılmasına vesile oldum, fabrika arazisi sattım der ama bu işin sonunda topluma katkısı net hesapta artıda mı? eksi de mi? sorgulamaz, eğer fabrika sahibi ise makine, hammadde, patent için aslında başkalarına para kazandırdığını görmez bile, eğer bilişim şirketi sahibi ise ve yabancı ürünleri kullanarak proje yapıyorsa aslında yabancılara çalıştığını aklına bile getirmez. Öğretmense dünyada aslında artık olmayan bir eğitim sistemi içerisinde olduğunu veya  özel ders ve dershane rantı ile hayatını geçirdiğini düşünmek yerin öğretmenlik kutsal meslek der, eğer doktor  ise gazlı bezden ilaca, ameliyat bıçağından ameliyat cihazlarına kadar aslında mesleğini icra ederken esas kazancın başkalarına gittiğini hesaplamaz. Eğer bir müteahhit bina, fabrika yaparken kullandığı bütün karma değerli malzemenin ithal olduğuna bakmaz, bir profesör ömür boyu katma değerli bir şeyler üretsin diye devletten maaş almasına karşın tek bir patent başvurusu yapmaz, makaleleri H-indeksinde yayınlanmaz ve bunu dert etmezse, yine bir profesör yüzbinlerce, milyonlarca takipçi ve izleyicisi varken akademik çalışmalarında hep ABD'nin, Avrupa'nın problemleri ile uğraşıp neden diye kendini sorgulamazsa yani %10 bunu yaparsa %90 ne yapmaz.

Bu eğerler toplanır, toplanır ve bir ülkenin dış borcu  devamlı artar ve hiç azalmaz hale gelirse, dünyadaki diğer ülkelerle kendi ülkesi kıyaslama ve sıralamalarda artık en diplerde ise veya devamlı aşağılara doğru yol alıyorsa işte bunun sebebi işe yaradığını, insanlığa faydalı olduğunu , yararlı ve iyi insan olduğunu düşünen insanlarda oluşan toplumlardan kaynaklanır. Bu %10 mutludur. 



2 Haziran 2021 Çarşamba

Hakikat Sonrası Çağ: Yalancıların, Ahlaksızların ve Hainlerin Çağı

Bu çağda hak, hukuk, ehliyet, liyakat, dürüstlük  sökmüyor. Neden?

Peygamber efendimiz bu çağ için "ayaklar baş, başlar ayak olur" demiş.

Başka bir hadisi şerifte ise 

“Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hain sayılacak, hâinlere güvenilecek. İnsanlardan şâhidlik etmeleri istenmediği halde şâhidlik edecekler, yemin etmeleri istenmediği halde yemin edecekler. Hz Muhammed (SAV) (Taberâni, XXIII, 314)

Ralph Keyes Hakikat Sonrası Çağ: Günümüz Dünyasında Yalancılık Ve Aldatma adlı kitabında şöyle diyor



Buradan da anlaşılıyor ki bu kötü işleri yapanlar değil zarar görmek el üstünde tutulacaklar. Bir ceza görmeyecekler, maddi, manevi bir zarar görmeyecekler, hapse atılmayacaklar. Aksine fayda görecekler