Bu Blogda Ara

14 Mayıs 2021 Cuma

Normal Karşılamasını Bilmek Lazım

 Son 1,5–2 yıldır SIEM konusunda uzman, gerçekten işini iyi bilen personel arayışlarımıza toplamda başvuru sayısı 5 i geçmez. İnsanlara bunu anlatınca şaşırıyorlar.

Ben şimdi dünyadaki ilk 100 üniversitenin bilgisayar bölümünden doktora yapmış birini arasam Türkiye’de bulma şansım ne ise SIEM i yalamış yutmuş ve dünya çapında uzman bulmak da o derecede zor. Türkiye’de ilk 100 üniversiten doktora almış birini anca akademide bulabiliriz sanırım, o da bursundan dolayı geri döndüğü içindir. Aksi halde şansımız çok düşük olur.

Geçmişte yaşadığım bir anekdot ile konuyu bağlayayım. 2 sene kadar önce bir iş görüşmesinde ben korelasyon soruyorum, arkadaş Linux dan logları aldık diyor. Ben tekrar korelasyon soruyorum dedim o da evet işte Centos, Ubuntu loglarını aldık dedi. Bu arkadaş şimdilerde yerli bir üreticinin teknik bir departmanın yöneticisi.

Sanırım kalite ararsak bulamayız diye Türkiye’de şirketlerdeki kafa sayısı soruluyor. Türkiye’deki bütün üniversiteleri toplasan kalite olarak Stanford eder mi? veya 1000 tane vasat profesör 1 Nobel ödülü alan profesör eder mi? Kalitesizi bir çarpanla çarpınca yani çoğaltınca daha çok kalitesiz ortaya çıkar. Kalite çıkmaz!

İşini İyi Yapanın İşi Zor mu?

 Satış, pazarlama ve iş dünyası ile ilgili kitaplarda verilen öğüt en iyi olmaya çalışmayın, faklı olmak lazım şekline formül haline getirilebilir. Bu da benim aklıma en iyi olmak yerine başka şeylere mi enerji harcamak gerekir acaba diye bir soru getiriyor.

O başka şeylerle ilgili ekip olarak beyin fırtınası yaparken aklıma gelenler:

La Rochefoucauld toplum, gerçek değerden çok yalancı değerlere önem verir diyor.

Ralph Keyes Hakikat Sonrası Çağ da yalanların hesabı görülür bedelini hakikat öder diyor.

Aynı kitapta Ralph Keyes eğer 10 kişiyi menfaat için yanınıza çekebilirseniz, daha sonra 100 kişiyi kandırabilirsiniz. Eğer 100 kişiyi kandırabilirseniz binlerce kişiyi kandırabilirsiniz. Davranışlarımız değerlerimle çeliştiğinde yapacağımız şey muhtemelen değerlerimizi yeniden düşünmek oluyor diyor.

Ralph Keyes e göre insanın yalanı fark etme kapasitesi oldukça sınırlıdır.

Yaşar Kemal de yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş ,doğru yalnızdır diyor.

Şeker değerlerimin yüksek çıkmasından sonra buğday yememem söylendi. Bende ne olmuş da on bin yıldır yediğimiz buğday son 70 yılda insanı zehirliyor diye araştırdığımda buğdayı zehir haline getiren çalışmanın insanları doyurmak fikri arkasına saklanan ve Nobel ödülü alan bir süreç olduğunu gördüm. Şu anda kanserden, diyabete yüzlerce çok ciddi hastalığın başlıca sebeplerinden biri bu buğday.

Bu çağ ile ilgili aktarılan hadislerden biri de şöyle: Ayaklar baş, başlar ayak olur. Yani değersiz kimseler başa geçer, değerliler ise en geride bırakılır.

9 Mayıs 2021 Pazar

Neden Maddi, Manevi Zarar Görsen de Doğruları Söylemeye Devam Etmelisin?

“Kimse dinlemese de gerçekleri konuşmaya devam etmek gerek. Gerçekleri konuşmazsak bir süre sonra gerçeğin ne olduğu unutulur.” Bu sözü Mahfi eğilmez hocadan ödünç aldım.

Kimsenin doğru ile bir işi olmasa, doğru için dertlenmese, yalanın hızlıca yayılması için toplum çok müsait hale gelse bile doğruları konuşmaya devam etmek gerekir. Özellikle bu tür zamanlarda birilerinin doğruları konuşması daha önemlidir.

Bazı zamanlar gelir ki doğru davrandığın, doğruyu söylediğin için maddi, manevi (dünyaya bakan yönü ile) zarar görürsün. Çok az insan takdir ederken bolca tersi olur. Yine de doğruları söylemekten geri durmamak lazım. Hatta herkes yüz çevirse, duvara da konuşsak doğruyu sonuna kadar söylemeye devam etmek lazım.

Eğer böyle yapmazsak doğrular kaybolur, yerini yanlışlar alır. Doğru söylediğimiz için birilerini rahatsız edeceğimiz, hele hele yalanın yaygınlaştığı toplumlarda bunun fiziksel şiddete kadar varacağı aşikârdır. 

Korkmamak lazım. "Namuslu bir hikayen varsa, seni kimse satın alamaz." diyor eski başbakanlardan ve gazeteci Bülent Ecevit. 

Doğru söyleyip haklının yanında olmak lazım. "Firavuna karşı çıkmak yetmez, Musa'nın yanında olmak gerekir."  diyor Muhsin Yazıcıoğlu.

"Hatalı işlere karşı susmak yasaktır. O zaman konuşmak ibâdet sayılır." demiş Dr. Münir Derman (k.s.) 

Toplum doğrular üzerinde yükselir. Hiçbir toplum yalan, dolan ile dünyaya rol model olamamıştır.

Hatalı işlere susanların çoğunlukta olduğu hiçbir toplum kendine insanca yaşama ortamı oluşturamamıştır.

Doğrunun peşinden ayılmamanın en büyük sebebi ise Allah(c.c) emri olmasıdır

"İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir." Âl-i İmrân Suresi - 104

Doğrunun peşinden ayılmamanın en büyük sebebi Hz. Muhammedin aşağıdaki sözüdür

"İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle, buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle (ona karşı kin ve nefret beslesin). Bu ise imanın asgarî gereğidir." (M177 Müslim, Îmân, 78)

Zor zamanlarda doğru sözü söyleyen adamları not edin

8 Mayıs 2021 Cumartesi

İSYAN AHLAKI

 Bu sözü bir çok yazımda da kullandım. “İsyanı olmayanın ahlâkı olmaz”. Bu söz Nurettin Topçu’ya ait. İsyan ahlakı ile ilgili bulduğum bir makaleyi de paylaşayım

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/606367

Yine Nurettin Topçu diyor ki:

Mazlum yaşamaya razı olan, adaletsiz insandır. Âdil insan istismar etmeyen ve istismar edilmeyen insandır; zorbalığa karşı gelen insandır, hakikati kuvvet yapan insandır.

Bunca lafı niye mi ettim?

1-Biliyoruz hocanın yazılımı çok iyi ama twitter hesabını kapatsın, diğer sosyal medya hesaplarından da #SIEM haricinde bir paylaşımda bulunmasın yoksa onun şirketi ile çalışmayız,

2-Hoca çok keskin, piyasanın genel kabul görmüş(etik değerleri teğet geçen) çalışma şartları konusunda tavizi yok, onunla çalışamayız,

3-Müşteri bile olsa doğru bildiğini toplantıda müşterinin yüzüne söyleyebiliyor, müşteriyi illa satışa yönlendirmiyor, onunla çalışmayız.

Bu böyle devam ediyor; bizim mahalleden değil, öteki mahalleden vb. diye binlerce kez duydum, yüzüme, arkadan söylendi veya duyum aldım.

Bir de madalyonun öteki yüzü var. Mesleki olarak ve SIEM özelinde öğrenmek isteyenlere kaynak olsun, yeni başlayan gençlere bir yol haritası ve Türkçe kaynak olsun diye çalışırken bir taraftan da konu ile ilgili bilgisiz olanların bilgisizliğini ortaya çıkardığım veya bile isteye müşteriye sunduğu ürün veya çözümün müşteri satın alma kararını etkileyecek kadar kritik olan negatif taraflarını gizleyenlerin de ayağına bastığım için hocanın çözümü ağzı ile kuş tutsa onunla çalışmam diyenler var.

Hatta SOAR ürünü yokken, UEBA çözümü yokken varmış gibi sunum yapan, olmayan/çalışmayan bu ürünleri satan, şartnameye uymadığı halde bir ihaleye alalım, kabulü bir şekilde yaptırırız diyen, o büyüklükte EPS değerini kaldırmayacağı ortada olduğu halde müşteriye söylemeyen, logları canlıda o kadar süre tutmayacağını yuvarlatarak müşteriyi kandıran, o kadar büyüklükte logu elastic ile çeviremeyeceği ortada olduğu halde ihaleyi alan ve nasıl olsa problemi yaşayana kadar yıl sonunu bulur, o zaman bakarız diyen ve benzeri yüzlerce olay sanırım Academia, Researchgate, Medium, Slideshare gibi yerlerde yazdığım makalelerin yüz binden fazla görüntülenmesi, on bin e yakın indirilmesi ve Linkedin de de son 5 yılda binden fazla SIEM ile ilgili paylaşım yaptığımdan ve duruşumu beğendiklerini (Ben öyle umuyorum!) dolayı bana geldi. İnsanlar içini dökecek ve kendini satmayacak insanlar arıyorlar diye düşünüyorum. İşte bu tür ahlaksızlığın daha derin hali olan yolsuzluklarla da mücadele etmeye çalıştığım için de yine hocanın çözümü ağzı ile kuş tutsa onunla çalışmam diyenler var.

Ben yazdım diye değişmeyecek ama bu davranışları bilerek sergilediğimi tekrar edeyim diye yazdım. Hayata bakış ve tabi ki iş yapış tarzım bu!!!

Aman etliye sütlüye karışmayayım, kimsenin ayağına basmayayım, rüzgara göre döneyim de ekonomik olarak kazanç sağlayayım veya en azından zarar görmeyeyim diyen insanların oluşturduğu bir ekosistemin dünya çapında bir teknoloji, ürün, bilgi, bilim üretmesinin hayal olduğunu düşünüyorum



29 Nisan 2021 Perşembe

Ahbap Çavuş Kapitalizmi ve Ehliyet

Bazı toplumlarda ne kadar işini iyi yapsan da, ne kadar kaliteli ekibin olsa da, ne kadar ürünün ve çözümün iyi olsa da, iş yapamazsınız. Mahfi Eğilmez 2014 yılında[1] "Türkiye, ahbap çavuş kapitalizminin tam ortasında yer alan ülkelerden birisi. İş dünyasıyla, medyasıyla, sendikasıyla, üniversitesiyle, bürokrasisiyle, bağımsız olması gereken kurumlarıyla siyasal iktidarla bütünleşme zorunluluğu içinde görünüyor. Aksi takdirde iş yapma ya da yaşama şansı yok denecek kadar az." diyor. 2021 yılında yazdığı bir makalede de Fehmi Koru [2] "Dindardan ve milliyetçiden geçilmiyor, ancak soygun da yolsuzluk da yapılabiliyor.. Neden?" diye soruyor.

“(Ey Müminler) Allah size (görev, yetki ve sorumluluk gibi tüm) emanetleri ehline teslim ve tevdi etmenizi, insanlar arasında (ortaya çıkan herhangi bir ihtilafı çözüme kavuşturmak üzere) hakemlik yaptığınız zaman da adalet ve hakkaniyetle hüküm vermenizi emreder. Bakın, Allah size bir öğüt veriyor. (Unutmayın ki) Allah her şeyi işitir, her şeyi görür.” (Nisa, 4/58)

Ayeti ortada iken, hatta Allah böyle bir emir vermese bile toplumların gelişmesi, refah içinde yaşamaları için zaten insan aklının da bunun böyle olması gerektiğini bulması ve bilmesi gerekir.

Allah'ın emrine uymayınca veya bu gerçeği akıl edemeyince uzaklarda olsa bile kalbi ve aklı vatanı, milleti için çarpan herkes gibi Prof. Dr. Selçuk. R. Şirin da "Memleketten derin bir hüzünle ayrıldım bu sefer..." [3] diyebiliyor.

Çok iyi bir ürün, çok iyi bir çözüm, çok dürüst bir insan, çok ahlaklı bir firma olmak  Ahbap Çavuş Kapitalizmi için yeterli değil. Yukarıdan birisi, o bizden değil, bizim mahallenin haksızlıklarına susmuyor, o çok eleştiriyor, her gördüğü kötülüğü eleştiriyor deyip üzerinizi çizebiliyor, bunu yaparken de vatanını savunduğunu sanarak, sevap kazandığını düşünerek yapabiliyor.

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.”  

Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17

Referanslar

1-https://www.mahfiegilmez.com/2014/05/ahbap-cavus-kapitalizmi.html

2-https://fehmikoru.com/dindardan-ve-milliyetciden-gecilmiyor-ancak-soygun-da-yolsuzluk-da-yapilabiliyor-neden/

3- https://twitter.com/SelcukRSirin/status/1387400865737322498?s=20

25 Nisan 2021 Pazar

Herkesin Bildiği Sırlar

Bu günlerde bir görmezden gelme salgını yaşıyoruz. Milyonlarca takipçisi olan sosyal medya fenomenleri, linkedin, twitter da on binlerce, yüzbinlerce takipçisi olan bir çok meslekten erbap kişiler suya sabuna dokunmadan hayatlarına devam etmeyi seçti.

Prof. Dr. Arman Kırım "Mor İneğin Akıllısı" kitabında diyor ki:

Ben ne zaman konferanslarımda belli tehlikelere işaret etsem, moral bozmak ile itham edilmişimdir. Bu deneyimlerim sonunda şunu öğrendim: eğer bu ülkede insanları etkileyen bir konuşmacı olmak istiyorsanız, zinhar gerçeklere değinmeyeceksiniz; sadece ve sadece onların duymak istedikleri güzel şeyleri söyleyeceksiniz, stratejilerini doğrulayacaksınız, ne kadar akıllı işler yapmakta olduklarını onaylayacaksınız.

Dolayısı sebebi belli.

Şu anda herkesin bildiği sırlar var. Suçlular suçsuz, suçsuzlar suçlu, açlar tok, toklar aç, haklılar güçsüz, haksızlar güçlü.

Bu hep böyledir. Şimdi sır olanlar gelecekte aşikâr olunca; şimdi o sırları görmezden gelenler o zaman da en çok biz görmüştük diye bağıranlar olacaklar.

Sıcak gündem olarak ABD nin Ermeni soykırımını tanımasını tartışılıyor, kimse iki taraf da zulüm görmüş diyemiyor, veya 6-7 eylüldeki olayları bir Müslüman toplum nasıl yapabildi? Onları yapan toplumlar neler yapabilir diye? kafa yormak ve akıl yürütmek yerine herkesin bildiği sırlar olarak kalıyor bunlar. Neler olduğuna çok çok ufak bir kesit ile hissetmek isteyen FB'nin efsane futbolcusu, Futbolun ordinaryüsünün şu sözlerine baksın:
Lefter Küçükandonyadis: "En kötüsü harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı"
"Vurun şu gavura diye bağırıyorlardı. 15 gün önce gol attığımda omuzlardaydım. En kötüsü harçlık verdiğim çocuklar evime saldırdı. Evde ne pencere, ne kapı kaldı. Kızlarım küçüktü, öldürmeye kalktılar"
Dün yere göğe sığdıramadığını bir gün sonra katletmeye kalkan bir toplum!

Memlekette ölümcül derecede beyin göçü oldu, 2018 de ben bunları ön gördüğümde aforoz ediliyordum. Şimdi çokça görülüyor. Ama ne oluyor 2018 de beni aforoz edenlerden biri bile hocam arkandan böyle böyle demiştik yanılmışız demedi. Bunu niye anlattım; herkesin bildiği bu sırlar açık edene zarar vermez hale gelmeden önce açık eden biri olursa onun çekeceği vardır, bu sırlar zararsız veya çıkarlara dokunmaz hale gelince de önce o aforoz edenler bağırmaya başlar biz  de kötülüklere karşı çıkmıştık diye.

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.”
Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17

Bazı toplumlarda temiz ve dürüst olmak imkansızdır. En kötü sizi aralarından çıkarırlar

Lût kavminin Hz. Lût’a söylediği şu sözü Kur'an haber veriyor: “Çıkarın şunları kentinizden/yurdunuzdan. Bunlar temizlik ve dürüstlükte aşırı derecede titizlik gösteren insanlar.” (A’raf, 82; Neml, 56)

23 Nisan 2021 Cuma

Dürüstlük ve Ahlak

Bizim toplumda kral çıplak demek yoktur. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun dediği gibi dürüstlüğün bedeli vardır ve ödetirler. Bu bedel, bazen mahrumiyetlerdir,  bazen de daha ötesi.

Atalarımız doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar sözü dürüstlüğün bedeline işaret etmektedir.

Prof. Dr. Arman Kırım "Mor İneğin Akıllısı" kitabında diyor ki:
Ben ne zaman konferanslarımda belli tehlikelere işaret etsem, moral bozmak ile itham edilmişimdir. Bu deneyimlerim sonunda şunu öğrendim: eğer bu ülkede insanları etkileyen bir konuşmacı olmak istiyorsanız, zinhar gerçeklere değinmeyeceksiniz; sadece ve sadece onların duymak istedikleri güzel şeyleri söyleyeceksiniz, stratejilerini doğrulayacaksınız, ne kadar akıllı işler yapmakta olduklarını onaylayacaksınız.

Bir insan ya dürüsttür ya da değildir. İkisi birden olamaz.

Türkiye’nin bir numaralı problemi ahlak. İkinci sorunu vasatlık diyor Prof. Dr. Emre Alkin 

Allah emrediyor:

"Allah size, mutlaka emanetleri [işleri] ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder." [Nisa 58],

"Namuslu bir hikayen varsa, seni kimse satın alamaz." diyor eski başbakanlardan ve gazeteci Bülent Ecevit. 

Bu dünyada doğruyu söylemekten daha zor, dalkavukluk yapmaktan daha kolay bir şey yoktur sözü de Dostoyevski ye ait.

Bu söz ahlaksızlığın neden yaygın olduğunu anlatıyor; çünkü kolay.

Lût kavminin Hz. Lût’a söylediği şu sözü Kur'an haber veriyor: “Çıkarın şunları kentinizden/yurdunuzdan. Bunlar temizlik ve dürüstlükte aşırı derecede titizlik gösteren insanlar.” (A’raf, 82; Neml, 56)

Demek ki kirliler temizleri istemezler ve ne hikmetse bazı toplumlarda kirliler güçlü

Yaşar Nuri Öztürk  Enbiya suresinde:

“Lut’a da hükmetme gücü/yargılama yetisi ve ilim verdik. Onu, pislikler üretip duran bir kentten/bir ülkeden kurtardık. O kentte/ülkede yaşayanlar yoldan çıkmışlardan oluşan bir kötülük toplumuydu.” (Enbiya, 74)

Hz. Lût’un belirgin niteliği anlatılırken şöyle deniyor diyor:

İnsanoğlu, bazı zamanlarda ve zeminlerde, temizlik ve dürüstlüğüyle seçkinleşen kadrolardan rahatsız olabiliyor, onlara düşman kesilebiliyor, onları sırf bu nitelikleri yüzünden yerlerinden yurtlarından sürüp çıkarabiliyor.

Firavun'a karşı çıkmak yetmez, Musa'nın yanında olmak gerekir. 

Muhsin Yazıcıoğlu