Bu Blogda Ara

Hukuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hukuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2019 Salı

Endeksler Bize Bir Şey Anlatmalı mı?

Türkiye Dünya yolsuzluk endeksinde 41 puan alarak 78. oldu. 2012'de 49 puan, 2013'te 50 puan, 2014'de 45 puan , 2015'te 42 puan, 2016 da 41 puan ve 2017 de 40 puan almıştı [1].
‘2018 İslamilik Endeksi’: Yeni Zelanda birinci, Türkiye 95'inci sırada [2].
Hukukun Üstünlüğü Endeksi: Türkiye 126 ülke arasında 109'uncu sırada [3].
Küresel Barış Endeksi: Türkiye 3 sıra geriledi, 163 ülke arasında 152. sırada [4].
BM Kalkınma Programı’nın İnsani Gelişme Endeksi’nde Türkiye 64'üncü sırada yer aldı. Norveç’in ilk sırada yer aldı [5].
OECD’nin 11 ayrı kriter aracılığıyla 38 ülkede “iyi yaşam” seviyelerini ölçtüğü “Daha İyi Yaşam” endeksi geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Türkiye 38 ülke içinde 36. sırada[6].
Ekonomik Özgürlük Endeksi’nin 2019 raporuna göre, Türkiye 180 ülke arasında 68’inci oldu. [7].
İlk emri oku olan bir dinin mensupları, “ilim Çin’de de olsa alın” emrine muhatap insanların toplumunda dünyada ilk 500 e üniversite sokamıyoruz. PISA testinde durumumuz ortada[9].
WEF raporuna göre: Türkiye’de eğitimin kalitesi 2008 yılında 91. sıradaydı, 2018’de 101. sıraya indi. [10]
Eğer yukarıdaki endekslerdeki durumumuzu 10 yıl önce veya 5 yıl önce ile kıyaslarsak trendi de görebiliriz.
Yukarıdaki endekslerin hepsi Müslüman bir toplumun ortaya çıkardığı değerler. Sükut ikrardan gelir.
“Ne mutlu eğri zamanda doğru yerde durabilene…” Pir Sultan Abdal
Referanslar

Bu makale 20 Ağustos 2019 da https://medium.com/@eakbas/endeksler-bize-bir-şey-anlatmalı-mı-d12f9434d29f de yayınlanmıştır.

Hukukun Üstünlüğü, Adalet, Demokrasi Olmadan Hiçbir Şey Olmaz

Hukukun üstünlüğü, adalet, demokrasi olmadan ekonomik gelişme de dahil hiçbir şey olmaz :
  • Ekonomi için eğitim ve hukuk neden önemli? Hakan Özyıldız [1].
Hiç kimsenin hukuk lazım değil diyeceğini sanmıyorum. Hal böyle iken dünya hukuk endeksinde 129 ülke arasında 109. sıradayız [4].
Biz bu ahlaki daha doğrusu insanların subjektif alanına bırakılan işleri sıfıra indirmediğimiz sürece, bu ülkede rahat edemeyeceğiz. //Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç [5]
Hukukun üstünlüğü ilkesi çok önemlidir.Ama ne yazık ki bu ülkede hiç kimse “Hukukun Üstünlüğü” ne demektir, anlamı nedir, bilmiyor..//Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk [6]
Mış gibi, miş gibi yapan topluluklar veya 5 maynum [7] hikayesine uyan toplulukların ilerleyemediğini de biliriz ama artık haktan, hukuktan, adaletten, kuvvetler ayrılığından bahsetmiyoruz, dahası bu kavramları dillendirenlere vebalı muamelesi uyguluyoruz [8]. Herkes her şeyi en iyi biliyor ama ortada ele avuca gelir sonuç yok. Olan bazı sonuçlara da dev aynasından bakmayı seçiyoruz.
Hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlükleri sadece kendisine sıra gelince isteyen toplumların durumuna tarihten ve günümüzden pek çok örnek bulmam mümkündür.
Alman ilahiyatçı Emil Gustav Friedrich Martin Niemöller, önceleri inanmış bir nasyonal sosyalist idi. Daha sonra, Hitler karşıtı bir direnişçi oldu. 1938–45 yılları arasında toplama kamplarında kaldı.
Der ki: “Önce komünistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sonra sosyalistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım; çünkü sosyalist değildim. Sonra sendikacıları götürdüler, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudiler’i götürdüler, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni götürmeye geldiler… Benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” [9].
“Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bir kişi hayırdan kendisi için istediğini, Müslüman kardeşi için de istemedikçe mükemmel bir şekilde îman etmiş olmaz.” [10]
Otoriter toplumlarda korkudan susanların susmak için hep nedenleri olur, işlerini kaybetmemeleri gerekir, ticaret yapmaya devam etmeleri gerekir, ihale almaya devam etmeleri gerekir, proje almaya devam etmeleri gerekir, değişik ihtiyaçlarını gidermeleri gerekir veya objektif ve adaletli olmanın zararlardan kendini ve sevdiklerini korumaları gerekir. Ahlakın bireysel mecburiyetler tarafından askıya alındığı böylesi anlardan birini Yahya Kemal şöyle anlatır: İstanbul’un işgal günlerinde divan-ı harp mahkemeleri önüne geleni asıyordu:
“Şimdi sormanın zamanı değil mi. Bu açık cinayetler karşısında alimler, milliyetçiler niye sustular!” Konuşmak kolay değildi de ondan. O günleri “Dikkat ettim, maznunların (sanıkların,zanlıların) ön safında fikir ve kalem sahipleri görünüyordu. Felaketin asıl mesulleri (sorumluları) diye onlar gösteriliyordu.” diyerek anlatan Yahya Kemal, sözüne şöyle devam ediyor: “O günlerde vatanperver bir zata yolda tesadüf ettim. Beni tuttu, karşısına aldı. Çatık kaşlarla, kıvılcımlı gözlerle baktı. Dedi ki: “Gözünün önünde bu kadar insan astılar, niye sustun?” dedim ki: “Gözümün önünde astılar da işte onun için sustum.” (Eğil Dağlar, s. 246). Çünkü asıl o zaman insanın diz bağları gevşiyor, sesi kısılıyor, bir insanı sehpâda kukla gibi sarkar görünce insan, doğrusu isyan edemiyor. Zâten onların maksatları bir yahut beş insan asmak değil, onları asmakla milyonlarca insanı susturmak değil mi? Hazret-i Âdem’den beri asılanlar karşısında bağırmak cür’etini insanlar kaç defa göstermiş? [11]
‘Vicdan istirahati’ ifadesi Yahya Kemal’e aittir.
Hz. Muhammed , hayatını her şeyden önce sosyal adalet, eğitim, diğerlerine iyi davranılması, sosyal huzur, serbest teşebbüs, hukukun üstünlüğü, ana babaya, yaşlılara hizmet, insana değer verilmesi, diğerlerinin işlerinin kolaylaştırılması gibi ilkelerin yayılmasına adamıştı.
“Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim [12]. Onun sözü.
“Her müslümanın öteki müslümana kanı, ırzı (namusu) ve malı haramdır!” [13]. Onun emri.
Bu peygambere inandığını iddia eden bir toplumun en huzurlu ülkeler sıralamasında 163 ülke arasında 145. sırasında olması nasıl açıklanır?. [14]
2010 yılında George Washington Üniversitesi’nden Scheherazade S. Rehman ve Hossein Askari’nin uluslararası bir akademik dergide (Global Economy Journal) yayımlanan “İslam Ülkeleri Ne Kadar İslami?” adlı makalede ilk sırada Yeni Zelanda, 8. Sırada İngiltere, 13. Sırada İsviçre, 17. sırada Almanya, 25. Sırada ABD yer alıyor sıralamada. Sıralamadaki en yukarıda yer alan İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülke 38. sıradaki Malezya olmuş. Türkiye “ekonomik alanda İslamilik” sıralamasında 103. sırada yer almış. [15]
Korku ikliminde insan olmak zordur.
Gözümüzün önünde pervasızca işlenen ve bizim müdahale edemediğimiz her suç, bizim insanlığımızı eksiltir. Utanılacak yerde utanmayanın suçu, kınaması gerektiği halde kınamayanı da ortak alır. Kötünün kudreti, iyinin sessizliğindendir.
Kemal Sayar
Kötülüklere ama, fakat, lakin eğip bükmeleri ile ortak olan veya susan toplumların sonu da gözümüzün önünde. “Ama” ile diğer insanın canına kıyanı, “fakat” ile diğer Müslümanın malına göz dikeni, “lakin” ile diğer canlıya zulüm edeni varın siz düşünün.İnandığını iddia ettiği din veya inanç sisteminin temel prensiplerini ama, lakin, fakat ile eğip büken toplumların halini varın siz düşünün. Yaptıkları aslında günah olan, Allah katında gerçekte günah hanesine yazılan eylem ve düşüncelerine ama, fakat, lakinlerle kılıf uydurup, eğip büküp sevap hanesine taşıdığını zanneden, kötülük ve ahlaksızlığı inanç sistemi veya din yerine koyan, adalet, hukuk ve demokrasiden kopan toplumları varın siz düşünün.
Referanslar
10. İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/113.
11. Nihad Sami Banarlı, s. 364
12. Muvatta, Husnü’l Halk, 8; Müsned, 2/381
13. Müslim, Birr 32. ,Tirmizî, Birr 18
15. https://www.dunya.com/kose-yazisi/islam-ulkeleri-ne-kadar-islami/22738

Bu makale 27 Nisan 2019 de  https://medium.com/@eakbas/hukukun-üstünlüğü-adalet-demokrasi-olmadan-hiçbir-şey-olmaz-3a1a504d9d22 de yayınlanmıştır.

30 Temmuz 2019 Salı

Türkiye'nin İhtiyacı

Türkiye en hızlı bir şekilde dünya standartlarının üstüne çıkamazsa daha da büyük bir hızla gerilemeye devam eder.

Bu standartlara çıkmak için de herkesin düşmanı için bile dünya standartlarında adalet istemesi ve bunun için çaba göstermesi en başta gelen ihtiyaçtır. Hz.Ömer'in dediği gibi "Adalet mülkün temelidir". İnsanların bugün yaptıkları gibi "benim mahalleme dokunmazlarsa bana ne!" yaklaşımı
Hz. Ömer in dediği "Adalet mülkün temelidir" gerçeğini paramparça eden ve mülkü yıkan bir yaklaşımdır.   Bana adalet lazım ama benden olmayana her şey mubah anlayışı bütün bir toplumu en dibe götürecek bir anlayış ve insana yakışmayacak bir davranıştır.
Sonraki acil ihtiyaç toplum olarak Türkiye'yi 126 ülke arasında 109'uncu sırada olduğu dünya hukukun üstünlüğü endeksinde[1] en üst sıralara  çok acil ve en hızlı bir şekilde çıkarmak.
Adalet en önemli ihtiyaçtır.

Devletin dini ADALETTİR Hz. Ali

Yapılacak acil işlerden diğeri ise  beyin göçünü hemen durdurmaktır[2,3].
Bu listeyi eğitim, AR-GE, adil rekabet, iş ahlakı ile genişletmek gerekir.

"Allah, sizden birinizin yaptığı işi ilim ve hikmet ölçüleri içerisinde sağlam  ve iyi yapmasından hoşnut olur."(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân, IV/334)

Bütün bunların sonucunda en önemli hazine olan, petrol ve altından kat ve kat değerli olan  yüksek kaliteli insan potansiyeli geliştirip bu insanları vatanımızda tutamazsak uluslar arası rekabetin ana dinamiği olan AR-GE de hep yerimizde sayarız.






Referenslar
1-https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-47415566
2-https://medium.com/@eakbas/türkiyenin-esas-kaybı-41b2e4561391
3-https://medium.com/@eakbas/bu-gidişat-nereye-7b4df56b7095

30 Temmuz 2019 da
https://medium.com/@eakbas/türkiyenin-i̇htiyacı-b72e05ea2312 de yayınlanmıştır.