Bu Blogda Ara

24 Eylül 2019 Salı

Hukukun Üstünlüğü, Adalet, Demokrasi Olmadan Hiçbir Şey Olmaz

Hukukun üstünlüğü, adalet, demokrasi olmadan ekonomik gelişme de dahil hiçbir şey olmaz :
  • Ekonomi için eğitim ve hukuk neden önemli? Hakan Özyıldız [1].
Hiç kimsenin hukuk lazım değil diyeceğini sanmıyorum. Hal böyle iken dünya hukuk endeksinde 129 ülke arasında 109. sıradayız [4].
Biz bu ahlaki daha doğrusu insanların subjektif alanına bırakılan işleri sıfıra indirmediğimiz sürece, bu ülkede rahat edemeyeceğiz. //Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç [5]
Hukukun üstünlüğü ilkesi çok önemlidir.Ama ne yazık ki bu ülkede hiç kimse “Hukukun Üstünlüğü” ne demektir, anlamı nedir, bilmiyor..//Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk [6]
Mış gibi, miş gibi yapan topluluklar veya 5 maynum [7] hikayesine uyan toplulukların ilerleyemediğini de biliriz ama artık haktan, hukuktan, adaletten, kuvvetler ayrılığından bahsetmiyoruz, dahası bu kavramları dillendirenlere vebalı muamelesi uyguluyoruz [8]. Herkes her şeyi en iyi biliyor ama ortada ele avuca gelir sonuç yok. Olan bazı sonuçlara da dev aynasından bakmayı seçiyoruz.
Hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlükleri sadece kendisine sıra gelince isteyen toplumların durumuna tarihten ve günümüzden pek çok örnek bulmam mümkündür.
Alman ilahiyatçı Emil Gustav Friedrich Martin Niemöller, önceleri inanmış bir nasyonal sosyalist idi. Daha sonra, Hitler karşıtı bir direnişçi oldu. 1938–45 yılları arasında toplama kamplarında kaldı.
Der ki: “Önce komünistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sonra sosyalistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım; çünkü sosyalist değildim. Sonra sendikacıları götürdüler, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudiler’i götürdüler, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni götürmeye geldiler… Benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” [9].
“Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bir kişi hayırdan kendisi için istediğini, Müslüman kardeşi için de istemedikçe mükemmel bir şekilde îman etmiş olmaz.” [10]
Otoriter toplumlarda korkudan susanların susmak için hep nedenleri olur, işlerini kaybetmemeleri gerekir, ticaret yapmaya devam etmeleri gerekir, ihale almaya devam etmeleri gerekir, proje almaya devam etmeleri gerekir, değişik ihtiyaçlarını gidermeleri gerekir veya objektif ve adaletli olmanın zararlardan kendini ve sevdiklerini korumaları gerekir. Ahlakın bireysel mecburiyetler tarafından askıya alındığı böylesi anlardan birini Yahya Kemal şöyle anlatır: İstanbul’un işgal günlerinde divan-ı harp mahkemeleri önüne geleni asıyordu:
“Şimdi sormanın zamanı değil mi. Bu açık cinayetler karşısında alimler, milliyetçiler niye sustular!” Konuşmak kolay değildi de ondan. O günleri “Dikkat ettim, maznunların (sanıkların,zanlıların) ön safında fikir ve kalem sahipleri görünüyordu. Felaketin asıl mesulleri (sorumluları) diye onlar gösteriliyordu.” diyerek anlatan Yahya Kemal, sözüne şöyle devam ediyor: “O günlerde vatanperver bir zata yolda tesadüf ettim. Beni tuttu, karşısına aldı. Çatık kaşlarla, kıvılcımlı gözlerle baktı. Dedi ki: “Gözünün önünde bu kadar insan astılar, niye sustun?” dedim ki: “Gözümün önünde astılar da işte onun için sustum.” (Eğil Dağlar, s. 246). Çünkü asıl o zaman insanın diz bağları gevşiyor, sesi kısılıyor, bir insanı sehpâda kukla gibi sarkar görünce insan, doğrusu isyan edemiyor. Zâten onların maksatları bir yahut beş insan asmak değil, onları asmakla milyonlarca insanı susturmak değil mi? Hazret-i Âdem’den beri asılanlar karşısında bağırmak cür’etini insanlar kaç defa göstermiş? [11]
‘Vicdan istirahati’ ifadesi Yahya Kemal’e aittir.
Hz. Muhammed , hayatını her şeyden önce sosyal adalet, eğitim, diğerlerine iyi davranılması, sosyal huzur, serbest teşebbüs, hukukun üstünlüğü, ana babaya, yaşlılara hizmet, insana değer verilmesi, diğerlerinin işlerinin kolaylaştırılması gibi ilkelerin yayılmasına adamıştı.
“Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim [12]. Onun sözü.
“Her müslümanın öteki müslümana kanı, ırzı (namusu) ve malı haramdır!” [13]. Onun emri.
Bu peygambere inandığını iddia eden bir toplumun en huzurlu ülkeler sıralamasında 163 ülke arasında 145. sırasında olması nasıl açıklanır?. [14]
2010 yılında George Washington Üniversitesi’nden Scheherazade S. Rehman ve Hossein Askari’nin uluslararası bir akademik dergide (Global Economy Journal) yayımlanan “İslam Ülkeleri Ne Kadar İslami?” adlı makalede ilk sırada Yeni Zelanda, 8. Sırada İngiltere, 13. Sırada İsviçre, 17. sırada Almanya, 25. Sırada ABD yer alıyor sıralamada. Sıralamadaki en yukarıda yer alan İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülke 38. sıradaki Malezya olmuş. Türkiye “ekonomik alanda İslamilik” sıralamasında 103. sırada yer almış. [15]
Korku ikliminde insan olmak zordur.
Gözümüzün önünde pervasızca işlenen ve bizim müdahale edemediğimiz her suç, bizim insanlığımızı eksiltir. Utanılacak yerde utanmayanın suçu, kınaması gerektiği halde kınamayanı da ortak alır. Kötünün kudreti, iyinin sessizliğindendir.
Kemal Sayar
Kötülüklere ama, fakat, lakin eğip bükmeleri ile ortak olan veya susan toplumların sonu da gözümüzün önünde. “Ama” ile diğer insanın canına kıyanı, “fakat” ile diğer Müslümanın malına göz dikeni, “lakin” ile diğer canlıya zulüm edeni varın siz düşünün.İnandığını iddia ettiği din veya inanç sisteminin temel prensiplerini ama, lakin, fakat ile eğip büken toplumların halini varın siz düşünün. Yaptıkları aslında günah olan, Allah katında gerçekte günah hanesine yazılan eylem ve düşüncelerine ama, fakat, lakinlerle kılıf uydurup, eğip büküp sevap hanesine taşıdığını zanneden, kötülük ve ahlaksızlığı inanç sistemi veya din yerine koyan, adalet, hukuk ve demokrasiden kopan toplumları varın siz düşünün.
Referanslar
10. İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/113.
11. Nihad Sami Banarlı, s. 364
12. Muvatta, Husnü’l Halk, 8; Müsned, 2/381
13. Müslim, Birr 32. ,Tirmizî, Birr 18
15. https://www.dunya.com/kose-yazisi/islam-ulkeleri-ne-kadar-islami/22738

Bu makale 27 Nisan 2019 de  https://medium.com/@eakbas/hukukun-üstünlüğü-adalet-demokrasi-olmadan-hiçbir-şey-olmaz-3a1a504d9d22 de yayınlanmıştır.

Kuvvet Kimdedir?

Ülkelerin güçleri neye göre ölçülür? Endonezya 2050 yılında dünyanın en büyük dördüncü milli gelirine sahip olacak. Şu anda Endonezya’da yaşamak isteyen var mı? Yok.
Güney Afrika merkezli araştırma şirketi New World Wealth’in (Yeni Dünya Serveti) verilerine göre 2015’te Türkiye’yi terk eden milyoner sayısı bin civarındaymış. 2016’da bu sayı 5 bin olmuş. 2017’de 9 bin milyoner ülkemizi terk etmiş. AfrAsIa Bank’a göre, 2018’de dolar milyonerlerinin yüzde 10’u Türkiye’yi terk etmiş. Son 4 yılda Türkiye’den göç eden milyonerlerin sayısı 17 bine ulaştı. İnsanlar Avustralya, Kanada, Y.Zelanda başta olmak üzere hepimizin bildiği ülkelere gidiyor. Peki Avustralyalı bir milyoner Türkiye’ye geliyor mu?
Kuvvet ölçümü nedir? Mesela Kanada borcu (hanehalkı, finans dışı şirketler ve kamu borcu toplamı) gayrisafi yurt içi hasılasına oranla en yüksek ülkeler sıralamasında %221 ile 21. Sırada. Türkiye %106 ile 41. sırada [1]. Ama en zenginlerimiz Türkiye’de kalmak yerine Kanada’ya gidiyor.
Diğer taraftan sadece milyonerler değil, eğitimli, dünya ile entegre insanlar da gidiyor. Son yayınlanan TÜİK istatistiklerine göre 2017 yılında Türkiye’den göç yüzde 42.5 artmış, dönenlerde ise azalma görülmüş. Neden diye düşüyorsanız şu veriye bakın. INSEAD Dünya İşletme Okulu (The Business School fort he World), The Adecco Group ve Tata Communications tarafından 2013 yılından beri düzenli olarak yayınlanan ‘’Küresel Yetenek Rekabetçiliği Endeksi’’ 2018 yılı için yetenek çeşitliliğinin küresel rekabetçiliğe etkilerini değerlendiren bir rapor açıkladı. Türkiye, yetenek rekabetçiliği bakımından 119 ülke arasında 68. sırada yer almaktadır.
Kuvvet ekonomik, sosyal, teknolojik alanlarda lider olmaktan geçmiyor mı?Ekonomik gelişme için olmazsa olmaz parametreler neler?
Pek çok uzmanın hemfikir olduğu bu parametreler [2,3,4]
  • Hukukun üstünlüğü
Kuvvet ölçümü nedir? Devletler birbirleri ile hem bilindik manada hem de teknolojik ve ekonomik savaşlar içindedir. Dünyada öteden beri teknoloji ve ticari ajanlık olduğu bilinen bir gerçek. ABD Çin’e ekonomik savaş açtı malum. 200 milyar dolarlık bir savaş. Çin de hemen karşılık verdi. Aksi zaten biz maça çıktık ama bize gol attılar demek olurdu. O zaman kuvvet nerede? Gizli veya göstere göstere birbiri ile savaş etmeyen ülke mi var? Kazananı kim? Kuvvet nedir?
Çin ABD nin ekonomik savaşına karşılık verebilecek güçte iken dünyadaki insanların yaşamak için tercih ettiği yerlerden biri değil. Demek mi ekonomik güç de tek başına yeterli değil. Çin halkına dönüp “ama bize savaş açtılar” diye ağlamadı. ABD ye tabiri caizse gücünü gösterdi. Ama dünyada kimse orada yaşamak istemiyor.
Burada o ülkenin devleti ile birlikte adaleti, hukuku, demokrasisi, eğitimi, toplum sağlığı, yönetim şeffaflığı, yolsuzluklara karşı tutumu yani sosyal yaşantı, halkların gelişmişliği de devreye giriyor. Belki de sizin ülkenize göre çok da borçlu ülkeler olsalar bile insanlar bu toplulukların atmosferine gidiyor. Toplumun gelir seviyesi ile birlikte bilinç seviyesine de bakıyor göç edenler. Yani sadece ekonomik gelişmişlik veya kişi başına düşen gelir de yetmiyor. [6]
Daniel Kahneman diye bir adamın Thinking, Fast and Slow adlı bir kitabı var. Ekonomi ödülü aldı bu adam ama mesleği psikoloji. Neden ödül aldı, çünkü insanın nasıl düşündüğünü ortaya koyuyor ve diyor ki, insan hemen karar veriyor fazla düşünmeden. Ve aldıkları ekonomik kararlar da mantıklı değil. Oysa bu ekonominin temel ilkesine, yani insanın Homo Economicus olduğu kabulüne aykırı. Adam temel ilkeyi yıkarak Nobel ekonomi ödülü aldı. Orada çok ilginç testler var. Farklı uzunlukta iki şey gösteriyorlar. Sırayla baştaki 3–4 kişi bilinçli bir biçimde ve kasıtlı “bunlar aynı” diyor, sonuncusu da genel yargıya uyup “aynı bunlar” diyor. Neden? Çünkü ilk 3–4 kişi “aynı bunlar” dedi. İnsanlar böyle, kitle psikolojisi öyle… //H. Milas
Allah bizi insan eyleye! der Alvarlı Efe Hazretleri. Kitle psikolojisi ile insan olmaktan çıkıp sürü olmuş topluluklara kimse göç etmiyor.
Dünyadaki insanlar, hele hele milyoner olan veya en eğitimli olanlar nerede ne yaşanıyor biliyor. Ne kadar bağırsan da, farklı göstermeye çalışsan da her şeyi görüyorlar.
Müslümanlık nerde bizden geçmiş insanlık bile
Alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile
Mehmet Akif Ersoy.
İnsanlar cahil ve sürü haline dönüşmüş toplumlardan kaçıyorlar.
- “Bilgisizlik neden kötüdür?
- Cahil kişi güzellikten, iyilikten, akıldan yoksunken, hepsini kendisine toplamış sanır da ondan..“
Platon — Şölen
Gözümüzün önünde pervasızca işlenen ve bizim müdahale edemediğimiz her suç, bizim insanlığımızı eksiltir. Utanılacak yerde utanmayanın suçu, kınaması gerektiği halde kınamayanı da ortak alır. Kötünün kudreti, iyinin sessizliğindendir.
Kemal Sayar
Kötünün kudretli olmadığı coğrafyalara gidiyor insanlar.
O zaman kuvvet kimdedir?
Referanslar
  1. https://www.sondakika.com/fotogaleri/iste-ulke-ulke-en-cok-borcu-olan-ulkeler/

Bu makale 26 Nisan 2019 da https://medium.com/@eakbas/hukukun-üstünlüğü-adalet-demokrasi-olmadan-hiçbir-şey-olmaz-3a1a504d9d22 de yayınlanmıştır

Şeffaflık

Sonuna kadar şeffaflık olmadan olmaz. Ama gizli, ama kritik, fakat stratejik ile şeffaflıktan uzaklaşmak da olmaz.
İş dünyası kendini sorgulatmadığı, devlet yöneticileri yaptıklarını sorgulatmadığı durumda halk da aynı yöntemi uygulamaya başlar. Hemen her gün yaşıyoruz, bizim oylarımızla seçilenler bizim adımıza karar alıyor ama neden aldıklarını bilmiyoruz. Her gün birileri birilerine bir şeyler satıyor, birileri birilerinden bir şeyler satın alıyor ama neden sattı, neden aldı bilmiyoruz.
Siyasi tarafı Türkiye’nin bu konudaki indexlerdeki sıralamalarına atıf yaparak geçersek, iş dünyasından örnekler durumu müşahhas hale getirebilir.
Çok yakın bir zamanda aynı ürün portföyüne sahip olduğumuz bir firmadan ayrılan satış yöneticisi bir arkadaş ile görüşürken kullandığı bir cümle “Hocam kimse ne aldığını bilmiyor ki, sen satış yöntemini biliyorsan ve birilerini tanıyor ve iyi bir ağa sahipsen satarsın”
Yine başka bir arkadaşla konuşurken Ortadoğu coğrafyası, Türkiye ve gelişmemiş ülkeleri konuşurken “Bu ticari işleri yöneten gelişmiş ülkeler kendi ülkelerinde uygulamadıkları,uygulayamadıkları,uygularlarsa ticari hayatlarının biteceği bütün etik ve ahlaki olmayan yöntemleri Ortadoğu coğrafyası, Türkiye ve gelişmemiş ülkelerde hem uyguluyor hem de yönetiyor” diye bir tespitte bulunduk.
Hatırlanırsa Siemens, Daimler (Mercedes Benz) ve Delta Pine şirketlerinin ABD ve Almanya’da milyonlarca dolar para cezası ödemek zorunda kaldıkları rüşvet skandallarının[1,2] rüşveti verdikleri ülkelerde bir yankısı veya cezası olmadı. Adamlar kendi ülkelerinde ceza aldılar ama esas işi yaptıkları yerlerde hayatlarına aynen devam ediyorlar.
Şeffaflığı sağlamak çok çok önemli. Belkide en önemlisi. Ben herhangi bir iş görüşmesinde hemen projedeki bütün ürünleri bir arada değerlendirseniz diye öneride bulunurum. Hepimiz bir araya gelsek, herkese aynı soruları sorsanız, herkesin anlattığını anında diğer rekabet ettiğimiz arkadaşlara da sorabilirsiniz derim. Bizim de birbirimize sorularımız olabilir siz de bu soru cevaplardan maksimum derecede istifade edebilirsiniz derim. Ama bu güne kadar bunu kabul eden çıkmadı. Hatta insanlar ürünleri neye göre değerlendirdiklerini bile açıklamaktan çekiniyorlar. Gelişmiş ülkelerde proje yapanlar onların notlama ve değerlendirme dokümanlarını paylaştıklarını hatırlasınlar. Gelişmiş ülkelerde tekliflerin sonucunda işi alsanız da almasanız da size hem teknik hem de toplam puanınız gelir. ŞEFFAFLIK
ABD’de Watergate Skandalı sonrası oluşan toplumsal kızgınlık ve kargaşa sonrası Kongre gizliliğe, devlet sırrına dayalı istismarları önlemeye yönelik “Gün Işığında Yönetim Yasası” (The Government in the Sunshine Act) çıkarmıştır.
Bu yasa üç temel unsuru vurgulamaktadır.
1. Karar alma süreçlerinin önceden belli olan usul ve esaslara göre yürütülmesi
2. İdare dışındakilerin yönetimin elinde bulunan ve gizliliği olmayan bilgi ve belgelere kolayca ulaşabilmesi, yani “bilgi edinme özgürlüğü”
3. Vatandaşın katılımını kolaylaştıracak şekilde idarenin “aleni”, yani açık olması.
Yine benzer şekilde şeffaflık ve açıklık AB’nin temel ilkelerindendir.
Şeffaflığın kaybolduğu toplumlarda ilk beliren davranışlardan biri de, üretimden kopuş ve herkesin satış tarafına kaymasıdır.
Bütün semavi dinlerde ve bütün öğretilerde benzer emirlerler olduğuna eminim. Ben Müslümanlara bir örnek vereyim:
Hazreti Peygamberin (SAV) karşılaştığı arkadaşları kötü düşünmesin diye eşinin yüzüne işaret edip “bakın eşim” demesi şeffaflıktır. Bu o kadar büyük bir şeffaflıktır ki, görmediklerine iman ettiren bir peygamberdir o.
Bir Tel Kopar Ahenk Ebediyen Kesilir
Namık Kemal Beyatlı
Referanslar


Bu makale 21 Nisan 2019 da https://medium.com/@eakbas/şeffaflık-c94d4f59cbed de yayınlanmıştır.

Türkiye ve Dünya

Dünya’ya verilen mesajların arkasını gerçekten aklı ve vicdanı olan herkese hitap eder şekilde doldurmalıyız ki taş yerinde ağır olsun. Kendimizi dünyadan soyutlayamayacağımız gibi dünyayı okumayı ve anlamayı gereksiz ve önemsiz sayamayız.
Dünyada bizimle ilgili bir gelişme olur ve hoşumuza gitmez, beğenmez isek onlar bize düşman mealinde veya paralelinde savunma yapmak ne kadar dünya ile entegre olmak demek? Peki onlarsız bir şeyimiz var mı?
  • Araba
Herkes artık dünya vatandaşı veya olmaya çalışıyor. Çocuğunu okumaya oralara gönderenler, çocuğunu orada doğurup oranın vatandaşı olmak isteyenler, işini yaparken oraların bilgisayarı, görüşlerini paylaşırken oraların platformlarını kullananlar, sıkıştığında ve hatta ayakta kalmak için oralardan gelecek borca muhtaç olanlar, en iyi beyinlerini düşman olduklarını düşündükleri oralara kaptıranlar, hatta başları sıkıştığında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi veya BM gibi oralara baş vuranlar, neden oralardan gelen yorum, karar veya resmi görüşleri hoşlarına gitmezse “ama onlar bize düşman” tezi ile çürütmek ister?
Hepimiz ulusal çıkarlarımızı korumak isteriz, ama bu korumanın uluslararası normlarda olması lazım.
Ulusal gündemimizdeki konuların uluslar arası gündemdeki karşılığı veya yansımasını eğer hoşumuza gitmiyorsa görmezden gelmek, inkar etmek veya yalanlamak ne kadar ulusal menfaatimizi savunmak olur. Savunma bütün dünyanın kabul edeceği tarzda olmalı. Biz dedik oldu, işinize gelirse veya benzeri savunmalar uzun vadede faydadan çok zarar verir.
Bizim iyiyi göstererek örnek olma misyonumuz Müslüman olmamız hasebiyle Hz. Ömer adaleti ışığında Türk olmamızdan dolayı da ceddimiz Selçuklu ve Osmanlı referansı ile olmalıdır. Batı veya ABD nin kötü yüzüne bakarak kötü yapmayı tercih etmememiz gerekir ve Batı ve ABD’nin iyi yüzüne mesajlarımızı ulaştırabilmemiz gerekir.
Batı tümden kötüdür, düşmandır. ABD tümden kötüdür,düşmandır ile dünya ile entegre olmak mümkün değildir.
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” M. Kemal Atatürk

Bu makale 25 Mart 2019 da https://medium.com/@eakbas/türkiye-ve-dünya-f82dadebfda2 de yayınlanmıştır.

20 Yıllık AR-GE Maceram

Herhangi bir ülkenin veya toplumun öne geçebilmesi için nitelikli bilgiyi herkesten önce üretmesi gerektiği aşikar.Bu herkesçe bilinen gerçekten yola çıkarak her ülke AR-GE ye yatırım yapmakta.
Ben de Türkiye’nin AR-GE macerasının son 20 yılına TÜBİTAK’da araştırmacı olarak başladığım profesyonel hayatımda şahit oldum. Son 5 yıldır da zaman zaman bunları yazdım.[1,2,3,4,5,6,7,8,9].
Peki AR-GE de son durumumuz nedir?


Son 20 yıldır devletin hükumet politikası olarak devamlı artan AR-GE desteklerine rağmen yüksek teknoloji ihracatı tersine azalmış.


Ve bu yüksek teknoloji payı düşmektedir.


Yüksek teknoloji satabilmek için inovasyon yapmak gerekir. Buradaki durum da pek iç açısı değil, AR-GE ye bu kadar para harcanmasına rağmen gerileme var. Durumu özetleyen sıralama:
Küresel İnovasyon Endeksi (2018)
1.İsviçre
2.Hollanda
3.İsveç
4.Britanya
5.Singapur
6.ABD
9.Almanya
11.İsrail
12.Kore
13.Japonya
16.Fransa
17.Çin
42.Yunanistan
50.Türkiye
51.Katar
61.Suudi Arabistan
Küresel inovasyon endeksi (2016)
1.Isviçre
2.Isveç
3.Britanya
4.ABD
6.Singapur
10.Almanya
21.Israil
25.Çin
42.Türkiye
43.Rusya
Dolayısı ile inovasyon olmayınca dünya ile rekabette de kaybediyoruz.


Dünya ile rekabet edebilecek şekilde şekilde AR-GE yapabilmek için üniversitelerin dünyanın önde gelen üniversiteleri arasında olması lazım.
En iyi üniversitemiz ilk 350–400 lük grupta [10]
“Genel olarak bakıldığında üniversitelerimizin son 15 yılda sıralamalardaki durumu oldukça iyiydi. Ancak son 4–5 yılda çok sayıda üniversitemizin sıralamalardaki yükselme hızı düştü. Bazı üniversitelerimiz ise gerilemeye başladı. Bunun nedenleri, yayın sayılarımızın diğer ülkeler kadar hızlı artmayışı ve saygın dergilere yönelmek yerine etki değeri en düşük dergilere yönelmiş olmamızdır.
Üniversitelerimizin bilimsel makale sayısı 2010'dan bu yana sürekli arttı. Ancak bu artış sırasında, etki değeri en yüksek dergilerde çıkan makalelerin sayısı artırılamadığı için ilk 500'deki ve ilk bindeki üniversitelerimizin sayısı giderek azalmaktadır. [11]
Bir de tabii mezun ettiğimiz üniversite mezunlarının becerileri dünya ile kıyaslanırsa durum ne?


Resmi daha belirgin hale getirmek için batmış Yunanistan ile ülkemizi kıyaslarsak


AR-GE yapabilmek için en önemli kaynak da insan kalitesi. Türkiye’nin nitelikle insan kaynağı son yıllarda hızlanarak göç etmekte.
▪️Türkiye’den göç edenlerin sayısı 2017’de bir önceki yıla oranla yüzde 42 arttı
▪️20 OECD ülkesindeki Türk göçmen stoğu Türkiye ekonomisi adına 200 milyar dolardan fazla kayıp anlamına geliyor


Doç. Dr. Tolga Yüret,Türkiye’de beyin göçü ile ilgili bir akademik çalışma yapmış. “Where are the Golden Young People of Turkey?” [12]
“Problemleri, onları tespit ettiğimiz veya oluşturduğumuz yöntemlerle çözemeyiz. Yeni yöntemler bulmalıyız.” //A. Einstein
Aşağıda tweetinde Prof. Özgür Demirtaş durumun resmini çekmiş.


Prof. Dr. Selçuk Şirin de AR-GE nin neden sonuç üretmediğinin resmini çekmiş.


Devlet olarak verdiğimiz milyarlarca dolarlık teşvike rağmen durum bu.


Referanslar
  1. http://ertugrulakbas.blogspot.com/2014/10/yine-bir-bilisim-vadisi-kuruluyor.html
  2. http://ertugrulakbas.blogspot.com/2014/07/gelistirme-kulturu-mu-rant-kulturu-mu.html
  3. http://ertugrulakbas.blogspot.com/2015/04/teknoloji-ve-bilimde-sanatkarlk-veya.html
  4. http://ertugrulakbas.blogspot.com/2015/06/ulkemiz-neden-bilim-uretemiyor.html
  5. http://ertugrulakbas.blogspot.com/2014/10/yine-bir-bilisim-vadisi-kuruluyor.html
  6. http://ertugrulakbas.blogspot.com/2017/02/hep-isin-geyigini-yapyoruz-ar-ge.html
  7. http://ertugrulakbas.blogspot.com/2018/12/ar-gede-oze-donus.html
  8. http://ertugrulakbas.blogspot.com/2018/10/gorebildiklerim-ve-goremediklerim-1.html
  9. http://ertugrulakbas.blogspot.com/2018/02/milli-ve-yerli-milli-sistemler-ve-milli.html
  10. https://www.timeshighereducation.com/world-university-rankings/2019/world-ranking#!/page/0/length/-1/sort_by/rank/sort_order/asc/cols/stats
  11. https://lnkd.in/d52ytPD
  12. https://drive.google.com/file/d/1OkSni_IpZNAL5DTOG5mMwxq3qRLkBXIc/view
  13. https://www.slideshare.net/anetertugrul/neden-arge-yapariz-trkyeye-faydalari-neler-olmali-bu-konuda-baarili-miyiz-ve-nasil-arge-yapilir


Bu makale 17 Mart 2019 da https://medium.com/@eakbas/20-yıllık-ar-ge-maceram-46e473e02824 de yayınlanmıştır.